Edatlar (İlgeçler)

3. Temmuz 2009
Tek başına bir anlam taşımayan , ancak kendinden önceki sözcükle birlikte kullanıldığında belirli bir anlamı olan sözcüklerdir.Edatlar çekim eki alırsa adlaşırlar. En çok kullanılan edatlar şunlardır: Gibi: Benzetme ilgisiyle ismi nitelerse sıfat öbeği, fiili nitelerse zarf öbeği kurar. ■Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendi. (sıfat) ■Dev gibi dalgalar sahile vuruyordu. (sıfat) ■Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner. (zarf) ■Dolu bir kadeh gibi kırılıyorum avuçlarında.(zarf) ■Sen de onun gibi düşünüyorsun (karşılaştırma) ■Annem gibi dolma yapan dünyada bulamazsın (k.) ■Yataktan kalktığı gibi dışarı fırladı.(hemen,o anda) ■Haberi aldığı gibi yola çıktı.(hemen,o anda) ■Ben ona insan gibi davrandım.( yakışır biçimde) ■Birbirinizle adam gibi konuşun.( yakışır biçimde) ■Saat üç gibi yanına gelirim. (dolayında) ■Final maçı akşam sekiz gibi başlar ( dolayında) ■Bugün yağmur yağacak gibi (tahmin) ■Galatasaray bu maçı alacak gibi (tahmin) ■Bir an onu sever gibi oldum (yaklaşma) ■O sırada güneş çıkar gibi oldu. (yaklaşma) İçin: “-dik için” şeklinde neden- sonuç “-mek için” şeklinde amaç – sonuç ilişkisi kurar. ■Yağmur yağdığı için pikniğe gidemedik. (n.s) ■Hasta olduğum için dersi dinleyemedim. (n.s) ■Kadın oğlunu görmek için şehre gitti. (a.s) ■İşe girmek için ehliyet almış (a.s) Görelik anlamında görüş bildirir: ■Sen benim için dünyanın en güzel kızısın. ■Bu çalışmalar onun için boş bir uğraştı. Karşılığında, karşılık olarak: ■Bu elbise için çok para harcadım. ■Ev için size yüz bin lira veririm Uğruna, yoluna: ■Vatan için nice şehitler verdik. ■ Bu eylemi tüm insanlık için yapıyoruz. Hakkında: ■Veliler bizim okul için ne söylüyorlar? ■Eleştirmenler, filminiz için olumlu konuşuyor. Aitlik, özgülük: ■Bu pastayı sizin için ayırdım. ■Bahçeye oğlum için salıncak kurdum. Oranla: ■O şapka senin için çok büyük. Süre bildirir: ■Kitabı bir hafta için aldım. ■Birkaç gün için İstanbul’a gideceğim. İle (-la, -le ): Birliktelik, araç ,durum ve sebep ilgisi kurar. ■Köye dolmuşla gidebilirsin. (araç) ■Uçakla İzmir’e gitmişti (araç) ■Konsere arkadaşımla gittim. (birliktelik) ■Çocuk, yolda babasıyla yürüyordu. (birliktelik) ■Öfkeyle kalkan zararla oturur. (durum ) ■Gökyüzü, hasretle kucaklasın doğayı. (durum) ■Sınav heyecanıyla kalemimi unuttum. (sebep) ■Kaza korkusuyla araba kullanamıyor ( sebep) Kadar: Benzerlik ve karşılaştırma ilgisi kurar. ■Adana, cennet kadar güzel bir yerdir. (benzerlik) ■Siirt, bu yaz cehennem kadar sıcaktı. (benzerlik) ■Bir peri kadar güzel bir kızdı. (benzerlik) ■Sen de onun kadar çalışsaydın sınavı kazanırdın.(karşılaştırma) ■Babası kadar iyi şarkı söylüyor. (karşılaştırma) Yaklaşıklık, zaman açısından sınırlandırma, mesafe: ■Bin kadar asker cepheye gidiyordu. (yaklaşık) ■Pazardan iki kilo kadar pirinç almış. (yaklaşık) ■Bu ev akşama kadar temizlenecek. (zamanda sınırlama) ■Cumaya kadar ödevimi bitirmeliyim. (zamanda sınırlama) ■Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. (zamanda sınırlama) ■Eve kadar yürümem gerekiyor. (mesafe sınırı) Mesafe sınırı: ■Yapılacak dünya kadar işim var. ■Avuç içi kadar bir evde yaşıyorlar. ■Gibi anlamında kullanılabilir: Bu kitabı okuyunca Muğla’yı görmüş kadar oldum. Karşı: Yön ve zaman ilgisi kurar. –e karşı biçiminde kullanılırsa edat olur. Yalın halde kullanılırsa ya da bir ek alırsa edat olmaktan çıkar isimleşir. ■Denize karşı bir ev yaptırmış. (yön) ■Duvara karşı on adım yürü. (yön) ■Sabaha karşı çok şiddetli yağmur yağdı. (zaman) Karşılık olarak , yönelik anlamı katar: ■Bu sözüne karşı ben ne diyebilirim ki şimdi. (karşılık olarak) ■Resme karşı ilgin ne zaman başladı?( -e yönelik) UYARI: Yalın halde kullanılırsa ya da bir ek alırsa edat olmaktan çıkar isimleşir.İsmi belirtirse sıfat olur. ■Karşı evin penceresi açık kalmış. (sıfat) ■Önce karşı sahaya çıktı. (sıfat) ■Karşıya geçmeden önce sağına ve soluna bak.(isim) Göre: Görüş, düşünce, uygun olma anlamları katar: ■Bilim adamlarına göre dünya yok oluyor. (görüş) ■Anneme göre bu yıl sınavı kesin kazanırmışım. (görüş) ■Bulunduğun ortama konuşacaksın. ( uygun) ■Zevkime göre bir elbise arıyorum. (uygun) Karşılaştırma ilgisi kurar: ■Burası eski evimize göre daha büyük. ■Yaşıtlarına göre çok hızlı koşuyorsun. Üzere: Koşul ve amaç ilgisi kurar. ■Akşama geri vermek üzere bu kitabı alabilirsin. (koşul) ■Konuşmak üzere kürsüye çıktı. (amaç) Yaklaşık olma, gibi şekilde… anlamları katar: ■Hemen eve dönelim, akşam olmak üzere.( yaklaşık) ■Zil çalmak üzere. ( yaklaşık) ■Her şey planlandığı üzere yapılacak. (şeklinde) Doğru: Yön ve zaman ilgisi kurar. ■Eve doğru yürüyorum. (yön) ■Akşama doğru misafir gelecek. (zaman) İsmi nitelerse sıfat, fiili nitelerse zarf öbeği oluşturur: ■Eğri oturup doğru konuşalım. (zarf) ■Bu zamanda doğru insanı bulmak zordur. (sıfat) ■Tahtaya bir doğru çizdi. (isim) Sanki: Benzetme, sitem ilgisi kurar. ■Gökyüzü sanki yaramaz bir çocuk. (benzetme) ■Sanki verdiğim her işi yapıyorsun. (sitem) ■Sanki selam verdin de almadık. (sitem) Diğer edatlar: ■İşten sonra bize uğrayacak. ■Bu işi ancak sen yaparsın. ■Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek. ■Sabahtan beri dışarıyı izliyor. ■Bu mutlu olaya sadece yıldızlar şahittir.
Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlBlinkList

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Türkçe ve Dil Bilgisi

Yorum ekle


(Gravatar simgesini gösterecek)  

  Country flag

biuquote
  • Yorum
  • Canlı önizleme
Loading