NASRETTİN HOCA

25. Haziran 2009
NASRETTİN HOCA Türk halk bilgesi. Halk dilinde, duygu ve inceliği içeren, gülmece türünün öncüsü olmuştur. Eskişehir'in Sivrihisar İlçesinin Hortu yöresinde doğdu, Akşehir'de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun'dur. Önce Sivrihisar'da medrese öğrenimi gördü, babasının ölümü üzerine Hortu'ya dönerek köy imamı oldu. 1237'de Akşehir'e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim'in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır. Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur'la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır. Nasreddin Hoca'nın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin, gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanışından anlaşıldığına göre o, belli bir dönemin değil Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir. Onunla ilgili gülmeceleri oluşturan öğelerin odağı sevgi, yergi, övgü, alaya alma. Gülünç duruma düşürme, kendi kendiyle çelişkiye sürükleme, Şeriat'ın katılıkları karşısında çok ince ve iğneli bir söyleyişle yumuşaklığı yeğlemedir. O, bunları söylerken bilgin, bilgisiz, açıkgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, şaşkın, kurnaz, korkak, atılgan gibi çelişik niteliklere bürünür. Özellikle karşısındakinin durumuyla çelişki içinde bulunma, gülmecelerinin egemen öğesidir. Bu öğeler Anadolu insanının, belli olaylar karşısındaki tutumun yansıtan, düşünce ürünlerini oluşturur. Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan, bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır. Söyletilen kişi, söyletenin ağzını kullanır, böylece halk Nasreddin Hoca'nın diliyle kendi sesini duyurur. Nasreddin Hoca, bütün gülmecelerinde, soyut bir varlık olarak değil, yaşanmış, yaşanan bir olayla, bir olguyla bağlantılı bir biçimde ortaya çıkar. Olay karşısında duyulan tepkiyi ya da onayı gülmece türlerinden biriyle dile getirir. Tanık olduğu olaylar, genellikle, halk arasında geçer. Hoca soyluların, yüksek saray çevresinde bulunanların aralarına ya çok seyrek girer ya da hiç girmez. Sözgelişi onun tanıştığı söylenen Selçuklu sultanlarıyla ilgili gülmecesi yoktur. Timur'la ilgili "hamam, Timur ve peştemal" gülmecesi de, Timur'dan çok önce yaşadığı için, sonradan üretilmiştir. Halk beğenisi Hoca'yı Timur gibi çevresine korku salan bir imparatorun karşısına hamamda çıkarak, "kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit" türünden bir yergi yaratmıştır. Burada yerilen, dolaylı olarak, kendi toplumun, halkın üstünde gören saray insanlarıdır. Nasreddin Hoca gülmecelerinde dile gelen, onun kişiliğinde, halkın duygularını yansıtan başka bir özellik de eşeğin yeridir. Hoca eşeğinden ayrı düşünülemez, onun taşıtı, bineği olan eşek gerçekte bir yergi ve alay öğesidir. Anadolu insanının yarattığı gülmece ürünlerinde atın yeri yoktur denilebilir. Eşek, acıya, sıkıntıya, dayağa, açlığa katlanışın en yaygın simgesidir. Soyluların, sarayların çevresinde üretilmiş gülmecelerde eşek bulunmaz, oysa at geniş bir yer tutar. Bu konuda, başka bir çelişki sergilenir, gülmecede güldürücü öğe ile yerici öğe yanyana getirilir. Bunun örneği de kendisinden eşeği isteyen köylüye, "eşek evde yok" deyince ahırda onun anırmasını duyan köylünün "işte eşek ahırda" diye diretmesi karşısında, Hocanın "eşeğin sözüne mi inanacaksın benimkine mi" demesidir. Onun gülmecelerinde, kaba sofuların "ahret" le ilgili inançları da önemli bir yer tutar. "Fincancı Katırları", "Ben Sağlığımda Hep Burdan Geçerdim" başlıklı gülmeceler katı bir inanç karşısındaki duyguyu açığa vurur. Toplumda neye önem verildiğini anlatan "Ye Kürküm Ye" gülmecesi, Hoca'nın dilinde, halkın tepkisini gösterir. Nasreddin Hoca'nın etkisi bütün toplum kesimlerine yayılmış, "İncili Çavuş", "Bekri Mustafa", "Bektaşi" gibi çok değişik yörelerin duygularını yansıtan gülmece türlerinin doğmasına olanak sağlamıştır. Bunlardan ilk ikisi saray çevresinin oldukça kaba beğenisini, üçüncüsü de gene halkın Şeriat'ın katılığına karşı duyduğu tepkiyi dile getirir. NasrettGazi Üniversitesi Kastamonu Eğitim Fakültesi Araştırma Görevlisi Cevdet Yakupoğlu, yaptığı araştırmada fıkralara konu olan Nasreddin Hoca'nın, Selçuklular döneminde Maliye Bakanlığı (Müstevfilik) yaptığını belirlediğini söyledi. Yakupoğlu,yaptığı açıklamada, Nasreddin Hoca konusunda Selçuklu dönemine ait Farsça ve Osmanlıca arşivlerde çeşitli araştırmalar yaptığını kaydetti. Araştırmalarında, Türk halkının belleklerindeki "fıkra kahramanı" olan bir Hoca Nasreddin'e rastlamadığını ifade eden Yakupoğlu, ancak Selçuklular döneminde İç Anadolu Bölgesi'nde Maliye Bakanlığı yapmış, aynı adlı kişiye rastladığını bildirdi. Yakupoğlu, Müstevfi Hoca Nasreddin'in 1280'li yıllarda Kastamonu'da yaşayan Çobanoğlu Beyi Yavlak Arslan'ın oğlu olduğunu öne sürerek, şunları kaydetti: "Hoca Nasreddin Çobanoğlu Beyliği'nde aldığı iyi bir eğitimin ardından Selçuklular tarafından Konya, Kırşehir, Aksaray ve Akşehir'in bulunduğu bölgeye Maliye Bakanı olarak atanmıştır. Hoca Nasreddin, İç Anadolu Bölgesi'nde Maliye Bakanlığı yaptığı dönemde çok adaletli bir yönetim gösterdiği için halkın sevgisini ve sempatisini kazanmıştır. 1284-1291 yılları arasında bölgedeki mal sayımı sırasında Hoca Nasreddin, zengin, fakir herkesin malını sayıyor ve bunu adaletli bir şekilde yaptığı için halk memnun kalıyordu. Nasreddin Hoca'yı çok seven halk, sürekli onun hakkında konuşurmuş. Hoca da zaman zaman çevresindeki insanlarla şakalaşırmış. Hukuk konusunda ve dini konularda oldukça bilgili olan Nasreddin Hoca, zamanla halkın gözünde efsaneleşmiş ve böylece fıkralara konu olmuştur." HOCA İLE İLGİLİ DİĞER İDDİALAR Yakupoğlu, Hoca Nasreddin'in Candaroğulları Beyliği'nin kurucusu Süleyman Paşa tarafından öldürüldüğünü ve mezarının şu anda nerede olduğunun bilinmediğini iddia ederek, şöyle devam etti: "Bugüne kadar Nasreddin Hoca ile ilgili verilen bilgilerin pek çoğu tahminlerden ibaret. 1999 yılından bu yana yaptığım bilimsel araştırmalar sonucunda bu verileri ortaya çıkardım. Nasreddin Hoca ile ilgili fıkraların ortaya çıkmasının gerçek nedeni, O'nun İç Anadolu halkını Moğol baskısına karşı koruması, pratik zekası ve halkın dertlerine kısa sürede çözüm bulması. Selçuklu hükümdarlarının bile görüşemediği Moğol valileriyle istediği gibi görüşerek, halkın sıkıntılarını devlet katında kısa sürede çözmesidir. Alelade bir insanın bir Moğol Valisi'ne 'Senin peştamalın ancak elli akça eder, sen beş para etmezsin' manasına gelecek ağır sözler sarf edebilmesi mümkün değildir. Bunu ancak Hoca Nasreddin gibi hem Moğolların gözdesi hem de halkın sevgilisi olan bir büyük devlet adamı yapabilirdi..." in Hoca bakanlık yapmış! Nasrettin Hoca 1 - Aydinlikta Nasreddin Hoca kapisinin önünde bir seyler araniyormus. Komsulari : - Hayrola Hoca efendi, demisler, birsey mi kayip ettin? - Mühürüm düstü de... - Nerede düsürdün? Söyle, biz de bakiverelim... - Içeride düsürdüm, avluda... - Avluda kayip olan sey sokakta aranir mi be Hoca? - Avlu karanlik. Burasi daha aydinlik da onun için burada ariyorum... ________________________________________ 2 - Görenler Ne Sanir? Halktan bir grup toplanmis, merak ettikleri bir soruyu Nasreddin Hoca ya sormuslar : - Hocam, helada sakiz çignemek haram midir? Hoca, biraz düsündükten sonra : - Kara kapli, bu konuda bir sey demez. Ama çignememek iyidir. - Neden? - E, agizda sakizla heladan çiktigini görenler b.k yedigini sanabilirler... ________________________________________ 3 - Nerelere Kadar Nasreddin Hoca, kirda sesinin yettigince bagirarak ezan okuyor ve olanca hiziyla kosuyormus. Bu durumu gören birkaç kisi, Hoca ya birsey oldugunu düsünerek yanina yaklasip sormuslar : - Ne oldu sana, Hoca efendi? Bu ne istir? Hoca, kosmasini sürdürerek : - Sesimin nerelere kadar gittigini merak ettim de... demis. Onun için arkasindan kosuyorum... ________________________________________ 4 - Herkes Anlasin Diye Nasreddin Hoca esegini pazara götürüp satiliga çikartmis. Esek pek huysuzlanmis. Kuyrugunu elleyeni tepmis, disine bakani isirmis... Tellal : - Hoca, demis, bu huysuz esegi kimse almaz. Geri götür... Hoca altta kalmamis : - Zaten satmak için degil, bu esekten neler çektigimi herkes anlasin diye getirmistim pazara!.. ________________________________________ 5 - Hatim Nasreddin Hoca ve karisi konusuyorlardi. Karisi : - Benim yüzüme bakarken besmele çekiyorsun. - Ne olmus yani? - Imam efendi, karisinin yüzüne bakarak yasin okuyormus. Hoca güldü : - Ben o kadini görsem, hatim bile indiririm!.. ________________________________________ 6 - Köyün Yabancisi Olunca Nasreddin Hoca daha önce hiç ugramadigi bir köyden geçiyormus. Bir köylü yanina yaklasmis : - Efendi, bugün günlerden ne? Hoca, yorgunlugun etkisiyle hangi gün oldugunu bir türlü hatirlayamayinca : - Bu köyün yabancisiyim, demis. Buranin günlerini bilmem... ________________________________________ 7 - Görürsem Söylerim Bir arkadasi Nasreddin Hoca ya gelmis. - Bana bak Hoca, kulagini bükmesi benden... Su karina bir sey söyle, sabahtan aksama kadar ev ev dolasiyor, konu komsu birakmiyor... Söyle de azicik evinde otursun. - Peki, demis Hoca, görürsem söylerim... ________________________________________ 8 - Postacılar Nasrettin Hoca`nın bir gün paraya çok ihtiyacı olmuş ve Allah`a mektup yazmış. Mektupta; "Allahım bana yüz altın gönderir misin?" yazıyormuş. Gitmiş mektubunu postahaneye vermiş. Postacılar bakmışlar ki mektup Allah`a gidecek, merak edip mektubu okumuşlar ve kendi aralarında altın toplamışlar fakat 99 tane çıkmış. Bir zarfın içine koyup, Nasrettin Hoca`nın evine bırakmışlar ve kapının arkasından dinliyorlarmış. Nasrettin Hoca mektubu açıp altınları saymış ve Allah`a dua edip; "Allahım bi daha şu postacılarla gönderme, hiç güven olmuyor." demiş... ________________________________________ 9 - Yüzme Olayı Hocanin iki karisi varmış. Bir gün; "En çok hangimizi seviyorsun?" diye sormuşlar. Hoca söylemek istememiş. Yeni karısı: - İkimizde göle düşsek, önce hangimizi kurtarırdın? demiş. Hocaeski eşine : - Sen biraz yüzme biliyordun degil mi? ________________________________________ 10 - BİLENLER BİLMEYENLERE ANLATSIN Bir gün hoca halka ders vermek için köylüyü camiye toplar ve der ki:ey cemeti müslim bugün size ne anlatacağımı biliyormusunuz. -köylü:bilmiyoruz diye cevap verir.hoca daha sonra sizin bilmediğinizi ben nerden bileceğim der.ertesi gün yine aynı şekilde camiye gelir.hoca tekrar sorar.ey cemeti müslim bugün size ne anlatacağımı biliyormusunuz. -köylü:biliyoruz hocam diye yanıt verirler . -hoca:madem biliyorsunuz benim anlatmama gerek yok diye cevap verir. köylüler şaşkınlık içinde hocanın ne yapmak istediğini anlayamazlar.hep birlikte karar verirler.yarın hoca sorduğundayarımız biliyoruz yarımız bilmiyoruz diye cevap versin diye karar verirler.ertesi gün olur ve hoca yine sorar: -hoca :ey cemeati müslim bugün size ne anlatacağı biliyormusunuz? camideki köylülerin yarısı biliyoruz yarısı da bilmiyoruz diye cevap verirler.hoca da gayet sakin bir cevapla o zaman bilenler bilmeyenlere anlatsın der. ________________________________________ 11 - Nasrettin Hoca nasrettin hocanın karısı hoca evden çıktığında eve erkek alıyormuş.hoca şüphelenmiş.birgün saklanmış bakmışki doğru.ertesi gün karısının *mınayağ dökmüş.adam gelmiş menemez diye bağırmış.hoca:*mı yandı gelemez demiş ________________________________________ 12 - Kardeşler Nassettin hocanın üç tane çocuğu varmış.en büyük oğlunun adı ahmet,ortancanın adı mehmet,en küçüğü de ali y miş.bir gün üç kardeşin canıda kız istemiş.babalarına gitmişler en bü abileri ahmet baba biz aramızda anlaştık sen de izin verirsen biz ihtiyaçtan dolayı evlenecez.oğlum üçünüzün arasında hangisinin şeyinizi götü ne ulaşıyorsa,onu evlendireceğim demiş.hemen ortanca kardeş söz almış.baba hiç birimizin şeyi götümüze ulaşmıyor.babasıda gülerek şeyiniz götünede ulaştığı zaman gelin demiş.aradan uzunzaman geçmiş.büyük ve ortanca kardeşin şeyleri götlerine ulaşıyor.babalarının yanına gitmiş iki kardeş baba şeyimiz götümüze ulaşıyor demiş.babasıda en küçük kardeşinizide dinleyelim demiş.babası en küçük oğluna sormuş.oğlum şeyin götüne ulaşıyor mu demiş.oğlu hayır demiş.artık kararımı verdim demiş.büyük ve ortanca oğluna:-siz kendi götünüze idare edin ben küçük kardeşinize hatun alıcam demiş.... ________________________________________ 13 - Bülbülün acemisi böyle öter hoca nın canı meyve ister dalar birisin bahcesine ağacacıkar ne bulursa atıştırır bahcenin sahibi gelir neyapıyorsun benim ağcımda der.hoca ben bülbülüm der adam güler hadi ötte bir görelim hoca ağzını büzerek birtakkım sesler çıkarır.adam kahka atar hiç böyle bülbül olurmu der. hoca bülbülün acemisi böyle öter der. ________________________________________ 14 - zaten abdest almamıştım Hoca bir ağcın altıda namaz kılıyormuş.Ağaçta da bir çocuk varmış.Hoca namazı bitirmiş ve dua etmeye başlamış.Allahım sen benim dualarımı kabul et demiş,ağaçtaki çocuk affetmem demiş böyle birkaç kere daha olmuş.Sonunda hoca da affetmezsen affetme zaten abdest almamıştım. demiş. ________________________________________ 15- Alma nasreddin hoca bir gün pazarda elma satıyormuş adamın biri gelmiş hoca alma alma alma diye bağırıyormuş adam 2 kilo ver demiş 1 gün sonra adam elmanın kurtlu olduğunu demiş hoca ben sana alma alma alma diye bağırğyorum sen geldin be adam aldın elmaları..... ________________________________________ 16 - BEN BİRGÜN NASRETTİN HOCA ARKADAŞINA SORAR.PARMAĞINDAKİ BENİ GÖSTEREREK,BU NEDİR?DİYE SORAR.ARKADAŞI HEMEN CEVAP VERİR.BENNN.HOCA GÜLEREK,SENİN ORADA NE İŞİN VAR DER. ________________________________________ 17 - .ÖTVEREN NASRETTİN HOCA BİR GÜN İYİCE AZMIŞ VE KENDİ KENDİNE KARISINI ARKADAN .İKME KARARI VERMİŞ EVE GELMİŞ KARISINA YATALIM DEMİŞ VE YATAGA GİRMİŞ NASRETTİN HOCA KARISINA SENİ ARKADAN .İKECEĞİM BUĞÜN DEMİŞ KARISI İSTEMEYE İSTEMEYE .İKTİRMİŞ VE SABAH OLMUŞ NASRETTİN HOCA PENCERENİN YANINA OTURMUŞ BU ARADA UYANAN KARISI GELMİŞ VE KARISI NASRETTİN HOCANIN KENDİSİ İLE KONUŞMADIĞINI ANLAMIŞ VE YANINA OTURMUŞ KARISI HAYIRDIR HOCA BENİMLE NİYE KONUŞMUYORSUN DEMİŞ. HOCA SİNİRLİ BİR ŞEKİLDE KARISINA CEVAP VERMİŞ. " BEN .ÖTVERENLERLE KONUŞMAM" DEMİŞ. ________________________________________ 18 - Parmagım olmadıgı için Nasrettin Hoca, birgün yemek yerken biri sorar:neden 5 parmagınla yiyorsun demiş hocada 6parmagım olmadıgı için demiş. ________________________________________ 19 - Bir ayak Bir ayak Nasreddin Hoca abdest alırken, bir ayağına su yetmemiş. Namaz kılarken de bir ayağını yukarı kaldırarak namaz kılmış. Bunu gören cami cemaati: - "Hocam bu nasıl namaz?" diye sormuş. Nasreddin Hoca: - "Bir ayağı abdestsiz namaz", diye cevap vermiş. ________________________________________ 20 - Tarifi bendedir Hoca bir ciğer almış evine gidiyormuş. Yolda bir dostuyla karsılaşmış. Adam: - "Bak sana güzel bir ciğer yemeği tarifi yapayım da, bunu ağız tadıyla ye", demiş. Hoca rica etmiş: - "Benim aklımda kalmaz. Bir kağıda yazıver." Adam yazıp vermiş. Hoca biraz sonra lezzetli bir ciğer yemeği yiyeceğini düşünerek dalgın dalgın giderken, bir çaylak elindeki ciğeri kapıp kaçmış... Hoca çaylağın ardından bir süre baktıktan sonra elindeki kağıdı havaya kaldırmış: - "Ağız tadıyla yiyemeyeceksin. Tarifi bendedir!" ________________________________________ 21 - Hz. İsa Nasreddin Hoca, bir köyde vaaz veriyormuş. Laf arasında Hazreti Isa'nin göğün dördüncü katında olduğunu söylemiş. Vaazdan sonra, bir kadın Hoca'ya yanaşmış: - "Hazreti Isa, orada ne yer, ne içer?", demiş. Hoca'nın tepesi atmış: - "Ey hatun, köyünüze geleli şunca zaman oldu, benim ne yiyip, içtiğimi sormazsın da, Allah'ın peygamberini sorarsın!" ________________________________________ 22 - Avlu karanlık Avlu karanlık Nasreddin Hoca kapısının önünde bir şeyler aranıyormuş. Komşuları: - "Hayrola Hoca efendi", demişler "bir şey mi yitirdin?" - "Mühürüm düştü de..." - "Nerede düşürdün? Söyle, biz de bakıverelim." - İçerde düşürdüm, avluda." - "Avluda yitirilen şey sokakta aranır mı be Hoca?" - "Avlu karanlık. Burası daha aydınlık da onun için burada arıyorum!" ________________________________________ 23 - Peygamberi kim? Peygamberi kim? Hoca bir gün Timur'un adamlarından birine sormuş: - "Sen hangi mezheptensin?" Adam elini göğsüne koyarak: - "Emir Timur!", demiş. Oradaki bir başkası: - "Hoca Efendi, bir de peygamberini sor bakalım", demiş. - "Gerek yok", demiş Hoca. "İmamı Topal Timur olursa, peygamberi de kesinlikle Barbar Cengizdir." ________________________________________ 24 - Yakışıyor Yakışıyor Hoca Nasreddin camide vaaz verir: - "Sakın ola karınız, kızınız süslenip püslenip açık saçık kıyafetlerle sokağa çıkmasınlar." - Ama hoca senin kız hepsini de yapıyor", diye biri itiraz eder. Hoca da: - "Ama haspaya da yakışıyor değil mi?" ________________________________________ 25 - Etmezsen etme Adamın biri, bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş. Ağaçta bulunan başka biri de onu izliyormuş. Namazını bitiren adam daha sonra namazının kabul olması için Allah'a dua etmeye başlamış. - "Allahım sen namazımı kabul et." Ağaçtaki adam: - "Etmem", diye cevap vermiş. Adam şaşırmış. Tekrarlamış: - "Allahım sen kıldığım namazı kabul et." - "Etmem." Adamın şaşkınlığı iyice artmış. Yine: - "Allahım sen namazımı kabul et", demiş. Ağaçtaki adam tekrar: - "Etmem", deyince adam sinirlenmiş. - "Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım."
Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlBlinkList

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Kimdir?

Yorum ekle


(Gravatar simgesini gösterecek)  

  Country flag

biuquote
  • Yorum
  • Canlı önizleme
Loading